MENU

Giritli Aziz Efendi’nin fantastik hikâyesi

Dink suikastına adı karışanlar şimdi nerede?

12 Ocak 2017 Terörizm çağında terörün tarihi için yorumlar kapalı Okunma: 1493

Terörizm çağında terörün tarihi

Siyasal, dinsel ve ekonomik amaçlar için teröre başvurmak insanlığın ilk dönemlerinden beri kullanılan bir yöntem. Peki “terör” nedir? Hangi eylemler terör tanımına girer hangileri girmez? Ya da her şiddet hareketi terör, şiddete başvuran terörist midir? Bu soruların cevapları kolay gibi görünse de aslında çok kolay verilemez.

Bu nedenle Nora Kitap tarafından yayınlanan “Terörizmin Tarihi, Antik Çağ’dan İşid’e” adlı derleme zor bir işi başarmaya çalışmış. Her ne kadar Antik Çağ’dan Işid’e adını taşısa da Antik Çağ’da Zelot’lar ve sonrasında Hasan Sabbah’ın Haşhaşileri’ni inceleyen araştırmacılar daha çok modern dönemlerde ortaya çıkan terör hareketlerini inceliyorlar. Ayrıca son yirmi yıldır terörün çıtasını sivillere yönelik hiçbir kuralın olmadığı eylemleriyle yükselten radikal İslamcı hareketler konunun uzmanları tarafından ele alınmış.

HASAN SABBAH’IN HAŞHAŞİLERİ İKİ YÜZYIL BOYUNCA TERÖRÜ KULLANDI

Tarih boyunca gizli örgütler, siyasal iktidarlardan hoşnutsuz küçük gruplar, dinsel baskı altındaki marjinal mezhepler bazen seslerini duyurmak bazen önlerindeki rakiplerini yok etmek için teröre başvurdular. Ama bunlardan hiç biri Hasan Sabbah’ın Haşhaşileri gibi iki yüz yıl boyunca etkili olamadı. Ünlü Selçuklu veziri Nizamülmülk Haşhaşiler tarafından 16 Ekim 1092’de Ebu Tahir Arrani adındaki Hasan Sabbah müridi bir suikastçı tarafından öldürüldüğünde Haşhaşiler aslında İran, Irak, Suriye ve Mısır’ı kapsayan geniş bir alanda iki yüz yıl sürecek suikastlar zincirine yeni başlamışlardı.

Etkinlikleri Moğollar tarafından yok edildikleri 1280’e kadar sürdü. Aslında İsmaili mezhebinin bir kolu olan Haşhaşiler, bir anda ortaya çıkarak hedefini öldüren, ama kendisi de ölen fedai tarzı bir eylem biçiminin belki de ilk yaratıcılarıydılar. Bilinenin tersine bu suikastları yapanlar popüler kültürün onlara yakıştırdığı biçimiyle bir uyuşturucunun etkisi altında eylemlerini gerçekleştirmiyorlardı. Aksine içki ve uyuşturucu konusunda Sabbah’ın tavrının çok sert olduğu biliniyor.

Onun suikastcileri eylemlerini genellikle hedefleri kalabalık bir ortamın içindeyken gerçekleştiriyorlardı. Bir bıçak ve öldürüleceğini bildiği halde onu kullanan bir suikastçı… Bu yanıyla Roma egemenliğine karşı benzer eylemler yapan antik çağdaki Yahudi Zelotlarla benzerlik taşıyorlardı.

terrrrrrr

Çev. Bülent Tanatar / Nora Yayınevi

BİN LADİN BİN YILDAN SONRA SABBAH’IN İZİNDEN YÜRÜDÜ

Ama aradan geçen bin yıldan sonra Usame Bin Ladin’in suikastçileri Hasan Sabbah’ın müritlerine daha çok benziyor. Afganistan’ın dağlarında yaşayan dinsel bir lider ve amaçları siyasal iktidarı ele geçirmek değil karşıtlarını yıpratmak ve terörün yarattığı dalgayla kendilerine yeni taraftarlar toplamak olan bir hareketle Hasan Sabbah’ın yaptıkları daha fazla benzeşiyor.

Şüphesiz terör ve terörü bir silah olarak kullanan örgütlerin ortaya çıkışı modern zamanlarla birlikte gerçekleşti. Fransız devrimi ve sonrasında terör dünya gündemine daha fazla girdi. Fransız Devrimi’nde terörü bir yöntem olarak kitlesel bir şekilde uygulayan Robespierre, bakın yaptıklarının teorik çerçevesini nasıl tanımlamış; “ Halk hükümetinin barış zamanında başvurduğu şey erdemdir, devrim sırasında halk hükümetinin başvurduğu şey ise erdemin yanı sıra terördür, terörsüz erdem felaket getirir, erdemsiz terör ise acziyettir.”

Robespierre’in uyguladığı terör bütün bir Fransız aristokrasisinin yanı sıra devrimin kendi evlatlarını da yok etti. Sonunda kendisi de yarattığı terörün kurbanı olan Robespierre’in yaptıkları da devrimi kurtaramadı.

KİTLESEL SORUMLULUK KİTLESEL TERÖR

Fransız Devrimi’nden sonra bütün bir 19.yy boyunca dünya terör ile eşdeğerde bir kavram olarak kullanılan anarşizm ile tanıştı. Belki yeni kuşaklar bilmez 12 Eylül öncesi ve sonrasında Türkiye’de de basın, silahlı – silahsız her eylemciyi “anarşist” olarak tanımlardı. Oysa o yıllarda Türkiye’de ideolojik olarak anarşizmi savunanlar politik sahnede görünür değillerdi. Sınıfsız sömürüsüz bir dünya hedefine hızla ulaşmak isteyen anarşistler terörü özellikle bireysel terörü çok yoğun bir şekilde kullandılar.

Anarşizmin teorisyenleri her ne kadar ellerine bomba ve silahı fazla almasalar da takipçileri çoğunlukla tabanca ve bazen de bombayı bütün bir yüzyıl boyunca kullandılar. Bu yüzyılda anarşistlerin hedefleri konusunda çok seçici olduklarını da söyleyemeyiz. Onlar için bazen burjuva bir kodaman olmak hedef olmanız için yeterliydi.

Fransız madencilerin grev yaptığı Carmaux Maden şirketinin bürolarını da, sırf burjuvalar gidiyor diye Paris’te bir kafeyi de bombalayan Fransız anarşist Emile Henry kitlesel terörü kullanmanın teorisini bakın nasıl tanımlıyor, bombaladığı kafede sadece burjuvaların olduğunu söyleyen Emile Henry, “Dolayısıyla masum kurban olmayacaktır. Bir bütün olarak burjuvazi bedbahtların sömürüsü ile yaşar, o yüzden suçlarının kefaretini de bir bütün olarak ödemelidir” (Syf.157) diyor.

Bu savununun benzerini İsrail’de bir intihar bombacısının saldırısında konuyla alakası olmayan Japon turistlerin öldüğünü kendisine hatırlatan gazeteciye Hamas’ın dini ideoloğu konumundaki Şeyh Ahmet Yasin “onlar cennete gittiler” sözleriyle yapmıştı. Tek fark Şeyh Yasin alakasız kurbanları Allah’ın cennete aldığını savunarak durumu telafi ettiğini düşünüyordu.

trrrrrrrrrrrt

19. YY TERÖRÜN UZUN YILIYDI

Terör deyince Çarlık dönemin en despotik imparatorluğuna karşı savaşan Rus devrimcilerini anmadan geçmek olmaz. Her ne kadar sonradan Rusya’da iktidarı ele geçiren Rus marksistleri bireysel terörden olabildiğince uzak kalsalar da çarlığın yıkılmasındaki rolleri nedeniyle bütün bir yüzyılı kapsayan eylemleri ile Dekabristlerden başlayarak Narodniklere ve onların devamı sosyal devrimciler partisine kadar olan bir kuşağın hakkını teslim etmek gerek.

Dönemin müttefik kuvvetleri ile Napoleon Bonaparte’i yenerek Paris’e giren Rus subaylarından biri olan Pavel Pastel orada “hürriyet, eşitlik, özgürlük” gibi kavramlardan etkilenerek bir terörist olmuştu. Pastel imparatorluk ailesini toptan yok ederek soruna kısa bir çözüm bulmak istemişti. 1825 yılında Ekim ayına girmeden yakalanmış mahkemede suçu kabul edip “Ekim’den önce hasadı toplamak istedik” demişti. Hasat bir yüz yıl sonra bir başka Ekim’de toplandı.

Rusya’da terörü yoğun şekilde kullanan bu devrimciler kuşağının son eylemi Çar II.Nikola’yı öldürmek olmuştu. Bu devrimciler kuşağında şüphesiz Nihilistler daha özgün bir yer kaplıyor; “Devrimci halka inanır ve insan hakları mücadele ederken Nihilist hiçbir şeye inanmıyor, hiçbir otorite tanımıyor ve bilinen bütün değerleri inkar ediyordu. Nihilizmin yolu siyasal radikalizme varıyordu”

Tabi bütün bu terör tarihinde bazı teröristlerin eylemleri çok daha büyük sonuçlara yol açtı. Tarihçiler hala GavriloPrincip adlı Sırp eylemci Saraybosna’da Avusturya-Macaristan veliahtı Arşidük Franz Ferdinand’ı öldürmeyi başaramasaydı 1.Dünya savaşının başlayıp başlamayacağını tartışıyor. Büyük ihtimal bir Sırp milletçisi olarak GavriloPrincip’de eyleminin milyonlarca insanın ölümüne yol açan büyük bir dünya savaşını başlatacağını öngörememişti.

trr

EL KAİDE İLE DÜNYA KÜRESEL TERÖR İLE TANIŞTI

Fransız Devrimi’nden başlayarak modern zamanların teröristleri daha çok sosyal haklar,eşitsizlik ve devrim için eylemlerini gerçekleştirdiler. Bu kuşağın eylemleri 2000’li yılların başına kadar sürdü. Ancak küresel çapta bütün dünyayı etkileyen yeni bir terör kuşağı daha doğdu.

Küresel bir cihatçılar kuşağını harekete geçiren artık başka kavramlardı. Aslında Rusya ve Fransa’da ilk eylemcilerin aristokrat yada burjuva sınıflardan çıkan gençlerin olması gibi Bin Ladin’de Suudi Arabistan’ın yönetici sınıfından bir gençti. Dünya onun ismini 11 Eylül’de ABD’de ikiz kulelere yapılan saldırıyla duydu.

Bin Ladin bu tarihten sonra Pakistan’dan, Kuzey Afrika’ya kadar İslam dünyasındaki gençler için bir idol haline geldi. Onun çağrısı ile El Kaide olarak bilinen örgütünün yerel hücreleri doğdu. Dünya artık intihar bombacıları, sivillere karşı artık her türlü eylemi meşru bulan yeni bir terör dalgası ile karşılaştı.

Bu terör kuşağı batılı turistlerin, laik yaşam tarzına sahip her bireyin hedef olduğu yeni bir dalga başlattı. Bu terör dalgasında yalnızca bombalar ve tabancalar kullanılmadı.11 Eylül’de olduğu gibi uçaklar, Batı’nın büyük şehirlerinde kamyonlar, silahlar daha fazla sayıda sivil öldürmek için kullanıldı.

IŞİD TERÖRÜN YARATTIĞI KORKUYU BİR DEVLET KURMAK İÇİN KULLANDI

Ama El Kaide’nin açtığı yoldan ilerleyen Işid elbette terörün yarattığı dehşet dalgasına yeni bir boyut getirdi. Işid’in kurucusu olarak bilinen Ürdün’lü Ebu Musa El Zarkavi bu kitlesel terörü ilk kullanmaya başladığında Bin Ladin’den sonra El Kaide’nin başına geçen Eyman El Zevahiri dahi dehşete kapılmış, kendisini uyaran bir mektup yazmıştı. Elbette kendisinden öncekiler gibi bu terörün de kendince amaçları vardı. İnsan aklının en karanlık yönlerini ortaya koyan yakma, boğma, kitlesel kurşuna dizme ve çeşitli işkence yöntemlerinin yer aldığı videolar internette yayınlandı.

Bütün bu terör dalgası İşid’in birçok kasaba ve şehri ele geçirmesinde önemli rol oynadı.

Terörizmin Tarihi Dünya terör tarihinin yalnızca bir tarihsel anlatımı değil. Edebiyat ve terörizm ilişkisini inceleyen makalelerin yanı sıra İslamcı düşünürlerin ve eylemcilerin bu konudaki yazıları da kitapta yer almış. Komplo teorilerinin ortalığı kapladığı bu dönemde terör konusunda iyi bir araştırma olan bu kitabı elimizin altında bulundurmakta fayda var. Malum bu günlerde kendinden menkul çok fazla terör uzmanı var medyamızda.

Comments are closed.